selamlar;
bu haftada oyunlara devam. enerji aktarımı oyunlarını gerçekten tuttum. farklı amaçlar için geliştirilebilirler. yeni oyunlarda üretilebilirler. genelde içinde hız faktörü olan yani kim daha önce bitirecek tarzındaki oyunlar hem ilgi çekici hemde çok eğlenilen oyunlar oluyorlar.
benim küçüklüğümde televizyonda bir çocuk programında yayınlanan “hareket edin, hareket edin, koşun, zıplayın, yürüyün, hareket edin ” sözleriyle söylenen bir çocuk şarkısı vardı. bazı oyunlar zekanın ön planda olduğu oyunlar olurken bazıları gerilimin bazılarında da kişisel becerilerin ön planda olduğu oyunlar oluyor. kişisel bir tercih olabilir ama hareketin heyecanla birleştiği oyunlar bir başka oluyor. zincir oyunu gibi. bu husus yapacağımız oyunlarda mutlaka düşünülmeli diye düşünüyorum.
bu oyun (zincir) bizim küçüklüğümüzde oynadığımız oyunlara benziyordu. ama benim bu ders de hoşuma giden husus; genelde bilinen oyunların bireyin (çocuk) bedensel ve ruhsal gelişimlerinde ki öneminin yanında her bir oyunun kendine has ayırt edici özelliklerinin bireye nasıl ve ne tür kazanımlar verebileceğinin üzerinde durulması. sosyalleşme, takım ruhu , liderlik, vb….
eğitimde ders planının iyi hesaplanarak yapılmasının önemini de gördüm bu hafta. grupları nasıl oluşturacağımız , dışarıda oynanan oyunda yaşanılan sıkıntı – kesinlikle eleştirmek maksadım yok- bana ders oldu. üniversite seviyesindeki insanlar belki dert etmezler ama ilköğretimde böyle bir durum öğretmeni zorlar ve daha çok yorulmasına neden olurdu. moral olarakta bir sıkıntı yaşayacağını düşünüyorum. sizin canınız sağolsun hocam
))
kasap hırçın , polis şüpheci , terzi ölçülü, peki öğretmen? üzerinde düşünmeye devam.